Bodrum Haber
Royal

MUĞLA BAROSU DOĞAL YAŞAMI KORUMA VE HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU BASIN AÇIKLAMASI

MUĞLA BAROSU DOĞAL YAŞAMI KORUMA VE HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU BASIN AÇIKLAMASI

0 261

MUĞLA BAROSU DOĞAL YAŞAMI KORUMA VE HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU BASIN AÇIKLAMASI

Sevgili basın mensupları ve değerli yaşam hakkı savunucuları,

Bilindiği gibi, geçen hafta Sapanca’da dört ayağı ve kuyruğu kesilen ve yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşatılamayan yavru köpeğin fotoğraf ve videolarındaki o son bakışları hepimizin hafızasına ve kalbine kazındı. Bütün Türkiye’yi ağlatan bu elim olay neticesinde, bir çoğumuzun aklından, “ bunu yapan insan olamaz” cümlesi geçti ve isyan etti. Ama o savunmasız ve masum canlının uzuvlarını hunharca kesen maalesef bir insandı; zira uzman veteriner raporları bunu teyit ediyor! Ve yine maalesef insanın hayvana yaptığı kötülüğün sınırı yok; o masum, zavallı ve korunmasız canları yumruklayan; demir ve zincirlerle, taş ve sopalarla döven; zehirleyen, araçların arkasında sürükleyen; kasten ezen, sakat bırakan, öldüren; insan! Evet, Eşref-i Mahlukat insan; kendisini, yaratılmışların en üstünü kılan insan!

Kendisi köpekten korkan, ancak köpekleri besleyen, koruyan; onlara zarar verenlerle mücadele eden bir arkadaşım; “hayvansever – hayvansevmez diye bir ayrımı kabul etmiyorum; konu, insan olmak veya olmakla igili” der. Konu gerçekten de “insan” olabilmekle; yani vicdan ve merhamet sahibi olabilmekle ilgilidir. Köpekten korkan bu arkadaşım, sokaklarına sonradan gelen bir köpeğe, diğer köpeklerin saldırdığını ve o köpeğin çığlıklarını duyunca, kendisini dövüşen köpeklerin arasına atmış ve dövülen köpeği kurtarmıştır. İşte ona bunu yaptıran: masum ve ezilen bir canlıyı koruma-kurtarma duygusu ,yani merhametli olması; kısaca “insan” olmasıdır.

Sapanca’daki yavru köpek vakası ve benzer birçok olayla ilgili yargı süreçleri devam ediyor; ancak bizler, kamuoyunun susması ve konunun kapatılması için usulen bir tutuklama yapılmasını istemiyoruz; bizler, hukukçu ve adalet savunucuları olarak, adaletin yerini bulmasını ve usulen bir tutuklama yapılmasını değil, suçlunun tutuklanmasını ve suçuna uygun bir cezaya çarptırılmasını istiyoruz; bizler, hayvanın eşya değil, can olduğunun kabul edilmesini istiyoruz. Hayvana şiddetin, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç sayılmasını ve suç işleyenlerin caydırıcı ve ağır cezalarla cezalandırılmalarını istiyoruz. Bizler, tüm canlıların yaşam haklarının korunması için artık ve acilen, gerekli ve yeterli kanunların çıkarılmasını istiyoruz.

Hayvanların deneylerde kullanılmasını istemiyoruz. Günümüzde teknoloji bu kadar gelişmişken, 3 boyutlu gerçeklik simülasyonları bile çıkmışken, başka canlıların öldürülerek deneyim kazanılması ya da tababet öğretilmesi merhametsizlik ve çağ dışılıktır. Yine; atların faytonlara koşulmamasını,  hiçbir hayvanın sirklerde gösterilere çıkarılmamasını, festival adı altında boğa ve deve güreşleri yapılmamasını istiyoruz; çünkü, o canların, güreşlere ve sirklerdeki o gösterilere hazırlanması aşamasında nasıl eziyetlere maruz kaldığını çok iyi biliyoruz. Zira, kamuoyuna yansımayan, ancak, hemen her gün, sahipli ya da sahipsiz birçok canın türlü nedenlerle eziyete uğramasına artık kalbimiz dayanmıyor ve hukuken yaptırımı olmayan insanlık suçları ile karşılaştığımızda, çoğu zaman çaresiz kalıyoruz. Bizler, doğayı ve hayvan haklarını korumak için çalışıyor; bir yandan da doğaya ve hayvanlara zarar verenlerle mücadele ediyoruz. Bazen ayağa kalktığında başı tavana değen ve iki adım atamayacağı kadar küçük kafeste yıllarca, hiç dışarı çıkmadan yaşamaya mahkum edilen bir köpeğin gök yüzü ile buluşması için; bazen son sürat üzerinden geçip, arkasına bakmadan yoluna devam eden bir insanın, bütün uzuvlarının kırılmasına neden olduğu bir kedinin ayağa kalkabilmesi için; bazen bir insan tarafından tecavüze uğrayan, bazen bir insan tarafından uzuvları baltayla kesilen, bazen bir insan tarafından ticari amaçla üretilmek için minicik kafeslerde aç susuz bırakılan ve yaşlanınca sokağa atılan, bazen sırf zevki seyir için birbirlerini parçalasınlar diye üzerlerine bahis oynanan o masum canların yaşam hakları için , insanlarla mücadele ediyoruz! Bizler, sizler, bıkmadan, umudunu kaybetmeden bu mücadelemize devam etmeliyiz; çünkü biz umudumuzu kaybettiğimiz gün, onlar yok olurlar! Onların tek umudu yine insan! Geçtiğimiz gün, İstanbul Kadıköy’de baktığı köpeğin kafasına defalarca yumruk atan bir insanın videosunu izledik sosyal medyada; o köpek isteseydi karşısındaki o sarhoş adamı parçalayabilirdi; ama kendisine ekmek veren o adamdan o yumrukları yemeye devam etti ve aylardır da dayak yediği öğrenildi. Biliyor musunuz, o çok korktuğumuz ve yasak ırk olarak kanunda yerini bulan pitbull da esasen sahibini mutlu etmek için dövüşüyor; artık dövüşemediği için terk edilen pitbullar rehabilite edilip, daha sonra çocuk bakıyor. Bu da bize şu sözü hatırlatıyor, kötü köpek yoktur, kötü sahip vardır. Yani maalesef kötü olan insanoğlu.Hayvan hakları ihlallerine ilişkin bu örnekler maalesef binlerce çoğaltılabilir.

Daha önceki elim olaylar neticesinde yapmış olduğumuz basın açıklamalarında da ısrarla üzerinde durduğumuz gibi, bütün bu vahşice işlenen eylemler kamu vicdanında suç olmakla birlikte, ülkemiz mevcut kanunlarına göre, maalesef suç değil, kabahattir ve bunun cezası sadece para cezasıdır. Bu kişilere para cezası kesilmekte ve salınmaktadır. Bu kişiler, biz insanlar dahil, diğer bütün canlılarla yaşamaya devam etmektedir. Bu eylemlerin cezası bu olmamalıdır/olamaz. Söz konusu cezaların, suçla orantılı ve caydırıcı hale getirilebilmesi için hukuksal anlamda çalışmalarımızı sürdürmekteyiz; ancak maalesef, şu anda  Mecliste bulunan, yeni kanun tasarısı da bu hayvan hakları ihlalleri hususunda caydırıcı olmadığı gibi, sahipli ve sahipsiz hayvan ayrımını daha endişe verici handikaplarla ortaya koyan maddeler içermektedir. Bu tasarıya ilişkin görüş ve düşüncelerimizi, gerek sivil toplum örgütleri ile birlikte yaptığımız çalışmalar, gerek Barolar olarak yaptığımız çalışmalar sonunda yazılı olarak ilgili Bakanlığa sunmuş bulunmaktayız. Söz konusu tasarı, bu görüş ve önerilerimiz dikkate alınmadan çıkarılacak olursa, çok daha kötü sonuçlarla karşılaşmamız olasıdır.  Ayrıca, bu konudaki yasal düzenlemeler çok uzun zaman aldığı gibi, maalesef aleyhte çalışan siyasiler de azımsanamayacak sayıdadır.

Bu çalışmaların yanı sıra, bir taraftan sokaktaki hayvanları korumak ve yaşatmak için uğraşırken, bir yandan da şiddet yanlısı, canilerle mücadele etmek zorunda kalmaktayız. Bu tip kişilere karşı, aslında sadece hayvanları değil, çocukları, yaşlıları, kadınları, erkekleri kısacası herkesi ve her canlıyı korumaya çalışıyoruz.

Çünkü; şiddete yatkın kişiler, ilk kurbanları olarak önce hayvanları ,sonra çocukları ve yaşlıları seçerler. Çünkü, sırasıyla, en çok güçleri yetenle başlarlar ve zamanla özgüven kazanarak, bir sonraki kurbanlarını bir öncekinden ,daha güçlü olan ,olarak seçerler. Yani, hayvana şiddet, gücü henüz insana yetmeyen şiddet eğilimli kişilerin, antrenmanıdır.

Hayvan istismarında bulunan kişilerin %48’inin, eylemlerinden sonra 12 ay içinde başka suçlar işledikleri tespit edilmiştir.

Tekrarlanan bir şekilde kedi ve köpeklere zarar veren psikiyatri hastaları arasında yapılan bir ankette, bu kişilerin insanlara karşı da saldırganlık gösterdikleri belirlenmiş, hatta içlerinden bir tanesi bir erkek çocuğunu öldürmüştür.” İşte bu nedenle hayvana şiddet gösteren kişilerin insanlara da aynı şiddeti uygulama ihtimali, diğer insanlara göre 5 kat fazladır.

Bu yüzden, sokağınızda, mahallenizde, beldenizde, kısaca çevrenizde bildiğiniz, duyduğunuz, gördüğünüz bu tip şahısları mutlaka ilgili ve yetkili makamlara bildiriniz. Unutmayınız ki ,zavallı ve korunmasız bir hayvana kötülük yapabilen bir kişi, yarın çocuklarımıza, yaşlılarımıza, korunmasız ve zayıf gördüğü herkese kötülük yapacaktır, bu bilimsel olarak kanıtlanmış ve endişe verici bir gerçektir.

Bu vesileyle, hayvanlara kötü muamele yapan, hayvanları dövüştüren, hayvanların sırtından para kazanmak amacıyla doğurtup satan kişilere karşı dikkatli olmanızı ve bunlar hakkında gereken işlemleri yaptırabilmemiz için Komisyonumuza da bildirmenizi rica ediyoruz. Bu tip canilerle tek başımıza mücadele edemeyiz, sağ duyulu ve merhamet sahibi insanlar olarak, çevremizdeki soğuk kanlı katillerden, hayvanlarımızı, çocuklarımızı, yaşlılarımızı ve kendimizi hep birlikte korumalı ve bu yolda birlikte mücadele etmeliyiz. Umudumuz sizlersiniz. Suça sessiz kalmak, suça ortak olmaktır; gelin hep birlikte, suça ortak olan değil, suçla savaşan tarafta olalım.

Yasalar ne kadar ideal hazırlanmış olursa olsun, asıl önemli olan uygulamadır. Uygulamada yine insan faktörü işin içine girmektedir. Şu anda yürürlükte olan 5199 sayılı yasa ve ilgili Yönetmeliğinde çok güzel düzenlemeler de mevcuttur; ancak uygulayıcıların ve belediyelerin bir çoğu, düzenlemenin tam aksi uygulamalar içindedirler ve buna ilişkin şikayetlerden de bir sonuç alınamamaktadır. O yüzden, asıl ve en önemli konu EĞİTİMDİR. Çocuklarımızı iyi eğitmeli, hayvan ve doğa sevgisi ile, kısaca insan olarak yetiştirmeliyiz. Herkesin insan olma şerefine ulaşmasını diliyor, gerekli ve yeterli yasal düzenlemelerin ivedilikle yapılması gerektiğini kanun koyucu ve kamuoyunun dikkatine saygıyla sunuyoruz.  

Muğla Barosu Doğal Yaşamı Koruma ve Hayvan Hakları Komisyonu

                                               

Royal
Yorumlar
Loading...