DOLAR 7,3516
EURO 8,9457
ALTIN 437,50
BIST 1.536
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 13°C
Kuvvetli Sağanak
Muğla
13°C
Kuvvetli Sağanak
Çar 9°C
Per 6°C
Cum 8°C
Cts 11°C

Zerrin Oktay Yazdı.”Güvercinlik”

İstanbul’dan Bodrum’a taşındığım gün hiç vakit kaybetmeden Turgutreis’e gittim ve oraya yerleştim. Turgutreis’te kaldığım yıllar boyunca da oradaki ufak tefek anılarımı, edindiğim izlenimleri, tanık olduğum olayları içeren, öykü tadında yazılar hazırladım.

Sonunda kaleme aldığım bu Turgutreis yazılarım birikerek, başlı başına gezi rehberi kıvamında bir kitapçık olabilecek sayıya ulaştı. Oysa ben gezi yazarı değilim. Bu nedenle biriken yazıları derleyip Bodrum Belediye’sine sunmaya karar verdim. Belediye aracılığıyla yayınlanırsa Turgutreis’e yeni taşınanlara ya da böyle bir niyeti olanlara bir tür hizmet sunmuş olacaktım. Bu düşüncemi henüz gerçekleştirmedim, hatta Turgutreis yazılarımı derleme işini bile yapmadım. Onları şimdilik çeyiz sandığımda bekletiyorum.

Bu açıklamayı yapmamın özel bir nedeni var: artık Turgutreis’te yaşamıyorum, yeni yaşam alanım Güvercinlik’tir. Belki de bundan böyle Güvercinlik yazıları biriktiririm. Belki diyorum ama aslında daha taşındığım ilk gün bunun kararını kesin olarak vermiştim. Kısa bir süre önce Bodrum Yerel Haber’in yetkilisiyle aramızda bir konuşma geçti. Buna göre ben kendilerini yanlış anlamışım. Yazılarımı aylık düzende göndereceğimi zannediyordum, oysa benden her hafta yeni bir yazı bekleniyormuş. Daha önce başka bir haber bülteni için öyküler yazıyor ve yazılarımı aylık olarak gönderiyordum. Neyse, konuyu dağıtmak istemiyorum. O görüşmeden sonra yeni bir strateji belirlemem gerekti. Her hafta yeni bir öykü yazamam, yazarım ama bilirsiniz işte, yavan olur ve başta kendim olmak üzere, kimse beğenerek okumayacaktır. O nedenle, yerleştiğim gün verdiğim kararı hayata geçirmek istiyorum. Her hafta başarır mıyım bilmiyorum ama bundan böyle her fırsatta Güvercinlik yazıları hazırlayacağım ve bu yazılarımı da öykülerin arasına serpiştireceğim. Güvercinlik küçük bir köydür, nesini anlatacak ki diye düşünenler olabilir. Ne olur, peşin hükümlü olmayalım, Güvercinlik, bugüne kadar yaşadığım en hareketli, en ilginç yerlerden biridir. Yoksa döne dolana inek sağmayı, bölgedeki yenebilir yabanıl bitkileri ya da sac üstünde gözleme yapımını anlatmaktan öteye gidemezdim. Hem zaten yalan söylemiş olurdum çünkü bu saydıklarımın hiçbirini öğrenmiş değilim. 

Köy hayatı üzerine belki yüz binlerce yazı, binlerce belgesel, yüzlerce film yayınlanmıştır. Çok sayıda maceraperest kentli de sırf okuduklarından ya da izlediklerinden etkilenerek sırt çantalarını kaptıkları gibi kendilerini herhangi bir köye atmış, köy yaşamını bizzat deneyimlemek istemiştir. Hatta kimi maceraperestler süreli ya da süresiz, gitmiş oldukları köyün yerleşik insanlarıyla kaynaşmış, köy hayatına uyum sağlamayı başarmıştır. İşte onlar, koyunlara çobanlık etmeyi, salça yapmayı ya da tarla sürmeyi zamanla öğrenirler. Bu coğrafyada bir ya da birkaç kişilik kentli göçü alan köylerin sayısı bir hayli kabarık olabilir. Bir de Güvercinlik gibi köyler vardır ki onların durumu geleneksel köylerden apayrıdır. Onlar üç beş kentlinin göçüyle sınırlı kalmaz, tümden kentlilerin istilasına uğrarlar. Dolayısıyla geleneksel köy hayatı biter, geriye yalnızca köyün adı kalır ve elbette gerçek bir köyde yaşadığını zanneden kentlilerin hayal ürünü varsayımları. 

Şöyle bir düşünüyorum, İzmir, İstanbul ya da Ankara gibi büyük kentlerden, tası tarağı toplamış ve Güvercinlik’e gelmiş olan, yaklaşık bin beş yüz kişiden ki her birinin farklı görüşü, duruşu, tabiatı ve beklentisi olsun, her birinin aydınlık ya da karanlık birer geçmişi ve sırları olsun, böyle büyük çaplı bir göçün sonucunda ne olur? Köy hayatı diyorduk ya az önce, birbirlerini tanımayan tüm bu insanlar bir araya geldiğinde kendilerine ne olur bilemem ama Güvercinlik, her şeyden önce, ne köyün yerleşik halkına ne de geleneklerine yer kalmayacağı için, bir bakıma kendine yabancılaşmış olur ama bunun yanı sıra, tekdüze bir yer olmaktan da fazlasıyla uzaklaşır.

Ülkede kendine yabancılaşmış köylerin sayısını bilmiyorum, tek bildiğim, anlatılarda dile getirilenlerin asla bu tür köyler olmadığıdır. Yanılıyor olabilirim, belki daha önce bu konuda yazılmış çizilmiş olabilir ama benim elime bu türde hiçbir yazı geçmedi açıkçası. Tamam, kabul ediyorum, tarihte boşaltılan köylere, kasabalara ya da büyük kentlerdeki belli başlı mahallelere topluca yerleştirilen ve önceki sakinlerinden tümüyle farklı kültüre sahip insanlar olduğunu biliyorum ama her biri birer Turist Ömer gibi, sırt çantasını ya da valizini kapıp gelen kentli göçmenlerin istilasına benzemiyormuş onlar. Benim burada gördüğüm tamamen farklı bir durum. Bu bakımdan bu göç olayı bana biraz da Paris’i çağrıştırıyor. Çünkü yanılmıyorsam Paris’te yok denecek kadar az sayıda gerçek Paris sakini yaşıyormuş. Kentin kalan nüfusu kalabalıktan, kültür çatışmalarından ve dolaylı ya da dolaysız kargaşalardan bunalıp kendini Fransa’nın daha güney kesimlerindeki taşra bölgesine atmış. İşte tıpkı Fransa’nın o taşra bölgesindeki bir köyüne benziyor Güvercinlik. Tek tesellim, buranın esasen sit alanı olması ve tahminen öncesinde geleneksel bir köy yaşamının hiç var edilmemiş olmamasıdır. Umarım öyledir ama ben yine de kentliler tarafından iğdiş edilmiş bir köy fikrine sıkı sıkıya tutunmak istiyorum çünkü böylesi bana daha dramatik ve sanatsal geliyor. 

Sözü bağlamadan önce tekrar Güvercinlik yazı dizisi konusuna dönmek istiyorum. Turgutreis’le kıyaslayacak olursam, nüfusu onda biri bile olmamasına karşın, Güvercinlik hakkında kaleme alacağım yazıların sayısı da yabana atılmayacak düzeylerde olacaktır.  

Burada yaşayan diğer herkes gibi ben de bir kent köylüsü olarak yeni Pandemi dalgasının bir öncekinden daha sert ve acımasız geçmekte olduğu için alınan tedbirlerin de köyümüze kadar nüfuz ettiğini bildirmek isterim. Çok yakında yine sokağa çıkma yasakları başlayacaktır. Civardaki kafe, lokanta gibi işletmelere kapatma uyarıları çoktan yapılmış. Aksi yönde bir gelişme olmazsa Cumartesi günü itibarıyla kapatıyorlar. Üretilen maskeler nefes almayı zorlaştırdığı için değil, sokaklarda sigara içmeyi engellediği için maskesiz dolaşıyormuş insanlar. AVM’ler daha en başta hiç açılmamaları gerekirken hizmete açıldı ve bugün hâlâ açıkken, vatandaşın sokakta sigara içmesi, salgın önlemi gerekçesiyle yasaklanıyormuş. Nasreddin Hoca öyle yanlış bir zamanda yaşamış ki ancak bu kadar olur. Ne olurdu sanki şu günlerde aramızda olsaydı, en azından gülerdik ağlanacak hallerimize. 

Zerrin Oktay

zerrinoktay.bodrum@gmail.com

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.