Dolar 13,3797
Euro 15,1899
Altın 790,39
BİST 2.014,21
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 9°C
Yağmurlu
Muğla
9°C
Yağmurlu
Cts 3°C
Paz 2°C
Pts 4°C
Sal 5°C
FİLL TEMİZLİK

Babamın Annesi Olmak İstiyorum

A+
A-
25.12.2020

Babamı toprağa verdiğimizde tam tamına elli yaşındaydı. Daha doğrusu gözlerini hayata ve bize, doğum gününden bir gün sonra yumdu. O zamanlar çok gençtim ve o yaşta kanatsız kalmak bana gerçekten de zor geldi. Onunla aramızda, sonsuz uzunlukta bir bağ olduğunu zannediyordum, oysa tüm bağların bir sonu varmış, bunu o gün anladım.

Babamla aramızdaki ayrılığın sonunu da onunla aynı yaşa geldiğim gün görecektim. Elli yaşıma girdiğim gün ben de ölecektim, buna içtenlikle inanmıştım. 

Gel zaman, git zaman, bu bekleyiş, yıllar içinde evrildi ve kavuşma umudunun yerini saplantılı biçimde bir ölüm korkusu almaya başladı. Şaka değil, gerçekten de o saflık yıllarımda böyle acayip bir dileğe kapılmış olduğum için kendime fena halde kızmaya başladım. Neyse, önce umut dolu yirmiyi, otuzu, derken giderek kavuşma arzusunun yerini ölüm korkusunun alacağı kırkı da gördüm. Artık kendime yeni bir bakış açısı geliştirmem şart olmuştu. Öte yandan, elli yaşımda öleceğim inancı hala sapasağlam yerinde duruyordu, ne yaptıysam onu sarsmayı başaramadım. Neyse ki bu kez babama kavuşma hevesinin yerini, kalan son on yılı, elimden gelen en iyi biçimde değerlendirme isteği aldı. Yalnızca insanlara değil, kuşlara, ağaçlara, doğada karşıma çıkan her canlıya âşık olmaya başladım. Ne ki ben aşkımı besleyip büyüttükçe ölüm korkusu da büyüyordu. Yıllar geçtikçe de kendi kendime bir acayip korku tüneli yaratmış oldum. Aile içinde bana zırdeli lakabı taktıklarını söylemiş miydim? Neyse, geçelim şimdi bunu. Kırk beşi de gördükten sonra, babamla kavuşmaya dair tüm dileklerimi çöpe attım. Artık ne ona ne de başka bir atama kavuşmak istiyordum. Buna karşın, öleceğime olan inancım hala yerli yerinde duruyordu. Derken, elli yaşımı da gördüm sonunda. Diyebilirim ki ellinci doğum günüm, hayatımın en korkutucu günü oldu. O günün gecesinde sabaha kadar uyumadım. 

Takip eden ilk birkaç günü de, sinirlerim yay gibi gerilmiş olarak geçirdikten sonra, nasıl olduysa yavaş yavaş bu gerginliğin yerini bir tür rahatlama, hatta gevşeme aldı. Artık babamdan daha yaşlıydım ve hala hayattaydım. Babamdan daha yaşlı olmak, hem şaşırtıcı hem de bana gizliden gizliye haz veren bir durumdu. Ne ki bu sayede onunla aynı yaşta öleceğim inancı da yıkıldı gitti. Artık özgürdüm.

Bugün özgürlüğümün onuncu yılını kucaklarken, babama en iyi duygularımı ve sevgimi gönderiyorum. Artık iyiden iyiye ablası olacak yaştayım. Yine de fazla heveslenmemeli, çünkü ben hala o muhteşem kavuşmaya hazır hissetmiyorum kendimi. Planlarıma göre, babamın annesi olacak yaşları da göreceğim. Ağaçlara, böceklere âşık olmanın, ölüm korkusuna pek fayda sağlamaması bir yana, bunlar etkin olarak hayata tutunmak için herhangi bir itiş gücü de vermiyor. Bunu bizzat kendi üzerimde denemiş ve sonuçlarını görmüş biriyim. O nedenle kendime bir yazılacaklar listesi hazırlamaya çalışıyorum. Bu, öyle uzun bir liste olacak ki bana en az yirmi yıl daha kazandıracağını düşünüyorum. 

Uzun sözün kısası, altmışı da gördüm sonunda. Hava dünden daha güzel, bense daha canlıyım. Fıstık yeşili çay fincanında sıcak su ve içinde kalın bir dilim limon var, keyifle içiyor ve hemen yanımdaki bergamot ağacının dallarında açan, hala kokusunu alabildiğim son birkaç çiçeğinin keyfini çıkartıyorum. Dallardaki diğer çiçeklerin yerini, her biri misket büyüklüğünde, koyu yeşil bebek bergamotlar aldı. Hayat güzel, ben hayattan güzelim.

Zerrin Oktay

zerrinoktay.bodrum@gmail.com

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: