Dolar 12,4902
Euro 14,0321
Altın 720,04
BİST 1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 19°C
Gök Gürültülü
Muğla
19°C
Gök Gürültülü
Sal 13°C
Çar 11°C
Per 13°C
Cum 13°C

Zerrin Oktay Yazdı : İçimdeki Bebek

A+
A-
20.02.2021

İçim karanlık. Evim darmadağınık. Karnımda kıvrım kıvrım dolanan, ben kadar bir yaratık. İnadına ayakta durmaya çalışıyorum.

Yorganım yere saçılmış. Tabaklar koridorda çift sıra. İki kadeh, biri yan yatmış, diğeri göbeğinden kırık. İçimde kıyametler kopuyor. Doğmak için canını dişine takmış birini yatıştırmak ne kadar da zor. Doğma, bak ben doğdum da sanki ne oldu? Bunu sana anlatabilmek için nelerden vazgeçmezdim. Sesim çıkmıyor ama o beni duyuyor. Kolunu bacağını oynatarak yanıt veriyor. İnatla dışarıya çıkmak istiyor. Gerekli ya da gereksiz bulsun, her koşulda cesedimi çiğnemeye hazır gibi. Çiğne bebek.

Ansızın evin içi aydınlanıyor. Kapıda bir dost, gülen gözleriyle bize bakıyor. Biz diye özellikle belirtmemin nedeni açık. Ben, karnımdaki bebek, yerlere atılmış öteberi, kanepenin üstünde dağ gibi kirli çamaşır istifi. Tıkanmış lavabonun içindeki bulanık bulaşık suyu. Şurada bir çatal, burada bir tencere kapağı. Yani biz.

Dostum acele ama ne yaptığını bilen hamlelerle evi toparlamaya çalışıyor. Belli ki daha sonra beni de toparlayacak. Bluzumu sıyırmış ona karnımı mazeret olarak sunuyorum. O sadece gözlerime bakıyor, karnım ilgisini çekmiyor. Bana, doktora neden gitmediğimi soruyor. Karnımı da gösterdim, başka ne diyebilirim, ne yapabilirim bilmiyorum. Yerden kaldırdığı yorganı katlıyor. Ona kızmıyorum. Aslında minnet duyuyorum. Daha önce de pek çok batak noktalarım olmuştu. Her zaman kendi başıma düze çıkmayı başarmıştım. Bu kez çok fazla derine saplanmış olmalıyım. Dostum yardım etmezse tek başıma bu işin üstesinden gelemeyeceğimi hissediyorum. Belki de karnım beni bu kadar güçsüz bırakıyor. Şu bebeği ikna edebilmek için nelerden vazgeçmezdim.

Hayat matematik üzerine kuruluysa ve her şeyin bir denklemi varsa benim denklemim neye benziyor acaba? Biliyorum ki eğer kendi denklemimi çözmeyi başarırsam hayatın denklemi çocuk oyuncağı olacaktır. İçimde büyüttüğüm şu bebek benden başkası değilse örneğin. O zaman bu beni kendi kendimin hem tutuklusu hem de gardiyanı yapıyor. Kendimi karnımın içinde, hayatımı da şu dört duvarın içinde hapsetmiş bulunuyorum. Kilidi açmak için ne yapacağımı, x’in kaç olduğunu hesaplayarak öğreneceğim.

Bu açıdan bakınca çok da kolay görünüyor ama değil. Neden kolay gelmediğini anlamaya çalışıyorum. Belki de alfabemizde x harfinin bulunmayışı zorlaştırıyordur her şeyi. Öyle ya toplum olarak da iki yakamızı bir araya getiremeyişimiz belki de bu x harfi yüzündendir. Alfabemize ekleyiversek belki de tüm sorunlarımızdan kurtulabileceğiz. Artık biz derken sadece evin dağınıklığı ve karnımdaki beni düşünmüyor, tüm halkla birlik içinde hissediyorum kendimi. Hatta evimin tek kişilik halkıyım ben.

Dostum evi temizliyor. Ona minnetimi belli etmemeye çalışıyorum. Anlarsa kendini kullanılmış hisseder. Neden böyle saçma bir fikre kapıldığımı anlamıyorum. Yoksa onu gerçekten de kullanıyor muyum? Kafamın içi karmakarışık. Ev giderek aydınlanıyor. Gözlerim kararıyor. Pencere açılmış! Ben yapmadım öğretmenim. Düşüncelerin katman aralarında yolumu bulup düze çıkmaya çalışırken dostum işlerimi bitirmiş. Etrafa göz atıyorum. Evim artık ‘insan canlısı’ gibi görünüyor. Aralık kapıdan banyoya takılıyor gözlerim. Tam karşı duvarda ayna var. Daha sonra belki ben de eve benzerim. Koridordaki iskemleye oturup ellerimi dizlerimin üstüne yerleştiriyorum. Beni de toparlasın diye sıraya girdim, bekliyorum. Dostuma arkam dönük. Gülümsüyorum.

Zerrin Oktay

zerrinoktay@gmail.com

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: