DOLAR 8,1550
EURO 9,7089
ALTIN 457,33
BIST 1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 12°C
Parçalı Bulutlu
Muğla
12°C
Parçalı Bulutlu
Paz 15°C
Pts 17°C
Sal 18°C
Çar 18°C

ÖNCE YÜREKTEKİ VİRÜSTEN KURTULMAK GEREK…

Ülkedeki Kürt meselesi kanayan yaradır. Bu sorun en çok da Kürt olmayanların sorunudur. Konuya, “Kart-kurt” boyutunda yaklaşım PKK’yi yaratmıştır. PeKaKa demem. PeKeKe derim. Çünkü dilimi, yaşayan Türkçemi seviyorum.

CeHaPe, MeHaPe, AKaPe demek ne denli bir saçmalıkla örtüşüyor ise, PeKaKa demekte ha keza… PKK’yi, Kürtleri yok sayan kafa yaratmıştır. Kürtlere her Kıro deyiş; Kandil’e bir taş koyuş, bir asker cenazesi olarak geri dönmüştür. Çok detaylara girmenin bir anlam taşımadığı bir zamanın arifesindeyiz. HDP ile Kandil arasında sorun olduğunu görmemek sadece siyasi körlüğe değil, aynı zamanda zeka kirliliğine denk düşse gerek. Demirtaş’ın, silahlara veda çağrısına; Kandil: “Siz mecliste ne yaptınız ki, bize silah bırakın diyorsunuz” net yanıtı vermişti. PKK’ye, PeKaKa deyince Ka Ka olmuyor. Bunlar çocukça ve gülünç mizah malzemesi olur. Ancak hayatın içerisinde karşılık bulamaz. Kandil’in HDP’den rahatsızlığı ortada. HDP’de, Kandil’e inat, 15 Haziran’da “Barış Yürüyüşü” başlatıyor. HDP’nin, “Barış Yürüyüşü” en çok da Kandil’de diz bağı çözülmesine neden olacaktır. Kandil bunu provoke etmek için, elinden geleni ardına koymayacaktır. Hatta yırtılan haritanın bu tarafında yer alan diğer savaş yanlısı güçler ile işbirliği dahi yapma olasılığı yüksektir.

Burada şunu önemsemek lazım.

Bu yürüyüş kararı Kandil’de mevzilenmiş Kürt ırkçılarını olduğu denli, Türk ırkçılarını da rahatsız etmiştir. Barış için yürünmesi istenmiyor çünkü. Ülke solcularının Kandil’e gidip mevzilerinizi bu yürüyüşteki barış taleplerine açık diyecek hali yok. Ama yasal parti konumundaki; Vatan Partisi’ne, AKP’ye, MHP’ye 15 Haziranda kapılarınızı açık tutun deme hakkı vardır. Bu üç partide icranın tepesindedir. Kapılarından girecek bir barış karanfili her şeyi değiştirebilir. Gördüğüm kadarı ile o barış çiçeği HDP’nin elinde. O karanfilin uzanacağı kapılar belli. Önce kapının açık olması gerekir ki; barışa, barış çiçeğine el uzansın. HDP barış için, yürürken kapını açık tut; Vatan Partisi, AKP, MHP… Sevgiyle, barışla bakıldığında elbette bir virüs bulaşır. Kapınızdan içeriye bir hoş virüs girecektir. Ama bu barışın, kardeşliğin virüsü olur. Evet Kürtlerden virüs bulaşır. Ama bu virüs tüm toplumsal rahatsızlıklarımıza iyi gelecektir. Savaşın, düşmanlığın, kanın, ölümün anti-virüsüdür bu virüs… V.P,AKP,MHP yüreğimiz yetiyorsa kapımızı HDP’ye açık tutalım. HDP’ye kapanan kapı, Kandil’e açılır. Unutmayınız!!! Kandil elini oğuşturarak, sizin kapıyı kapatacağınız anı gözlemekte.

Kimlikler üzerinden siyasetin sadece ilkel olduğu değil, aynı zamanda yıkıcı, ölümcül olduğu bir çağda yaşıyoruz. Avrupa ülkelerinde, ülkem insanına ırkçı saldırılar ayyuka çıkmış durumda. İslami inanış, İŞİD ile özdeşleştirilerek fobi yaratılıyor. Bunu yapan hıristiyan da kendi dalını kesmekte. Keser döner sap döner… Burada da öne çıkarılması gereken; dinlerin kardeşliği olsa gerek. Bu yapılırsa; dinler arası çatışma üzerinden hesapları da boşa çıkar. Medeniyetler kapısı Van Gölü üzerinde mayalanmaz. Hele de Halikaranassos’un, Mavi Karanlığı’nda hiç tutmaz bu zehirli söylem. Kimlik denilen PVS ile kaplı bir kağıttır. Polivinli Kolorür bir petrol ürünü kanserojendir kaplaması. 15 Haziran da o kimliklerden de sıyrılalım. Çıplak ve duru bir hesaplaşma yaşayalım. Hesaplaşma, muhasebe demektir. Evet muhasebe yapalım. Ama namuslu bir şekilde ve vergi kaçırmadan.

Kimlik demişken; ayrıcalıklı kategorideyim. Türküm (Türkmen-yörük köken), Müslümanım ama sildirdim nüfus cüzdanımdan, Sülalem Sünni, Erkeğim cinsiyet olarak… Alayı ayrıcalıklı. Hem de daha doğuştan. Ama biz ne yaptık? Hakim ulus olmayı red ettik, doğayı sömürmeyi red ettik, kadını ezmekte harcımız olmadı, mezheple zaten işimiz olmadığı için adımız; Mezhepsize çıktı. Terazinin altındaki; Kürt, doğa, kadın, Süryani ayrıcalık tanıdığımız hayatın adı oldu. Kürtçü, Feminist, Ateist, Ekolojist olduk. Olsun kötü bir şey yapmadık… Yaşasın üst kimliğimiz. Üst kimliğimizi barış sever olmamız belirler. Bizler Ataol Behramoğlu’nun; “Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil kızım. Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil kızım. Zulmün önünde dimdik tut onurunu. Sevginin önünde eğil kızım” dizelerinden beslenen bir gelenekten geliyoruz. Bodrum bu yönüyle ülkenin en zengin coğrafyalarındandır. Sadece medeniyetler kapısı değil, aynı zamanda barışın kapısıdır tarihin babası Heredot’un Halikarnassos’u… O nedenledir ki; Bodrum Kandil-sevmez olduğu denli, HDP’ye sevgiyle bakar. O nedenle Muğla’da HDP’nin en çok oy aldığı ilçenin adı Bodrumdur. Kürt-Türk kardeşliğinin en çok mayalandığı yerleşkeninin adı Bodrumdur. Her tür ayrımcılığa, düşmanlığa, çatışma kültürüne dur denen coğrafyanın adı Bodrumdur. Savaş naracılarının dizlerinin titrediği güzelim memleketin adı Bodrumdur.

Bu nedenle ilçede ilk var olan (Halen emniyetin birimi olarak çalışan) emniyet müdürlüğü binasının önündeki meydanın adı: “Barış Meydanı.” Bodrum savaşa değil, barışa meydan olmakta ısrar halinde ve savaş yanlılığına, ötekileştirici körlüğe barış ile, sevgi ile, kardeşlik ile meydan okuma halinde…

Profil Fotoğrafı

ayhan karahan/ayhankarahan@gmail.com

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.