Dolar 15,5443
Euro 16,2364
Altın 911,76
BİST 2.390,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 28°C
Açık
Muğla
28°C
Açık
Sal 26°C
Çar 24°C
Per 19°C
Cum 22°C
FİLL TEMİZLİK

İnsan dost mu post mu kendine? 

A+
A-
12.03.2022

İnsan kaybolmuştur bu kültürde. Yitiktir eksiktir. Kaybolması ve kendini bulmaması için devasa bütçeler yapılmış, harcanmıştır tarihler boyunca.

Kaybolmak dedimse kişinin tercihi ile olan ve somut görünen kaybolmak değil konu.Etrafımızda hergün birlikte olduğumuz, aile, iş, arkadaş ve günü birlik yollarımızın kesiştiği tüm ilişkilerimizden bahsediyorum.Herkesin hemfikir olduğu bir şey var.Tüm ilişkileri çok çok sorunlu bir toplumuz. Bireysel olarak nasıl bir kişilikte olduğumuz toplumsal oluşumuzu belirler sonuçta.Yani psikoloji bilinmeden sosyoloji de okunamaz gibi bir durum. 
Kaybolan benliklerin en görünür davranışları da sürekli ben ben ben, en en en şeklindedir. Abartılı oluş. Kolay yüceltme ve kolay itibarsızlaştırma halleri. Bu görünen/somut uç noktalardır.Bir de bunun tersi alacası içinde olanları vardır. Cool görünmekle veya bilgi hamallığını zeka yapanları vardır ki en sinsi ve en anlaşılmazı da onlardır.
Kendini bulmak öyle kolay değildir.Bunca yıl kaybolasın diye şekillendirildin.Bellediğin bildiğin, biliyorum ben dediğin herşey öz bilincininin ürünü değil. Bilincin bile senin değil o derece bir kayıplık bu.
Ve öyle derine gömülmüştür ki insan kendi içinde, bir katmanı kaldır bir başkası vardır, onu kaldır bir başka, bir başka daha.Kimlikleri kişilik yaptırmak bu kaybolmanın en bilinen metodur. Her bir katman bir kimliktir. 
Mezarlığa benzetirim bu durumu. İnsan özü mezarda yatan bir ölü.Mezar da taşlaşan zihni.Beden ölür,  sonra o ölüyü gömer üstüne beton dökeriz. Betona adını soyunu yazarız.Servi ağaçlarını da başına dikeriz.Mezarlığın bir adı vardır, onunla anarız. Filanca mezarlık, şu numara şu pafta. Artık o bir ölüdür ve kimliği mezarlık adı ile anılır.İnsan da kaybolunca özünde, kimlikleri ile varolmaya uğraşır. Semirir de semirir taşlaşmış zihin/ego.

Ruhun kimliği yoktur, üstelik cinsiyetsizdir de. Oraya inemez bir türlü insan. İnmemesi için de kaç tornadan geçmiştir. Ülke devlet kimliği. Irk kimliği. Din mezhep kimliği. İş kariyer kimliği. Aile soy kütük kimliği.Hobilerinin kimliği. Uzar gider daha bu liste.En dipte ki kimlik cinsiyet kimliğidir. Cinsiyet kimliği de en zoru ve en anlaşılmaz olandır. Tornalardan geçenler ırk inanç kariyer gibi kimliklerin üzerine çıkabilir çok kez. Ama en dipte ki cinsiyet kimliği kendi ruhunun önünde ki en büyük barikattır. Zordur çözümlemek.
Ego ölümü gerçekleşmeden, ruhun doğumu da mümkün değildir.
Egonu öldüreceksin, ruhunu o mezardan çıkaracaksın. Zihin, beden ve ruh bir dengeye bir hizaya gelecek. Servi ağaçlarına özgürlük vereceksin, beton mezarı kıracaksın.Neydi servi ağaçları? Üst ve alt kimlikler.Neydi beton mezar? Ego/zihin.
Tüm bu katmanları aşarak zihin öze inemedikçe, ruh mezarda yatan ölüden farksızdır. Beden yiyor içiyor çiftleşiyor.Zihin bellediği bildiği kadarı ile düşünüyor, konuşuyor. Ego elinde esir. Ruh bağlantısı yok. Arada kat kat katmanlar.”Sen kimsin anlat hele kendini” diye sor.İlk algı aidiyet kimlikleri sonra çektiği acılar ile tanımlar kendini. Üstelik kendi cümleleri ile de anlatamaz. Bellediği bildiği kadarı neyse o. 
Öz, öz(gür) olamadığın da, öz(gün) de olamıyor.Ruhun sancısı bitmiyor çünkü içerisinde ki mezarda yatıyor.
İnsanların kendi ölüsünü, ölümünü, ölümü, kutsamasının altında ki dürtüleri buralardan başlar. Ruhunun ölümünü içgüdüsel olarak bilir.Ölüm korkusunu aşamaz. Başaramazsa ruhunu yaşatmayı daha da kötüleşir. Kötülüğünü meşrulaştırmak için de aidiyet kimliklerini kutsallaştırır.Kibir büyür, ego iradeyi esir alır. Ve insan yaş aldıkça yitik bir zavallıya dönüşür.”Ben zavallı değilim” ispatı da tüm ömrünün yegane amacı ve çabası olur.Ben ben diye inler, sen sen diye suçlar.Özetle insan ölüsünü süsler, kutsar, maske takar yaşadığını ispata çıkar.Kim ölüsünü beğenmedi düşman kesilir, kim ölüsüne biat etti sancısı diner.
İnsan zavallı olduğunu kabul ettiğinde ve ruhunu o mezardan çıkarmayı göze aldığında özgürleşebilir. Kendine karşı cesur değilsen hayata karşı korkak olursun. Korku esarettir.
#nesrinceNesrin Arıkan 

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: