Dolar 15,4792
Euro 16,1193
Altın 901,82
BİST 2.419,23
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 27°C
Az Bulutlu
Muğla
27°C
Az Bulutlu
Paz 27°C
Pts 28°C
Sal 26°C
Çar 23°C
FİLL TEMİZLİK

Beyaz Zambaklar Ülkesinde – Grigorıy Petrov

A+
A-
06.05.2022

Son zamanlarda adını çokça duyduğum için satın almaya karar verdiğim bir kitabı rastlantı sonucu okunacak kitaplarımın arasında buldum.

Katıldığım bir kitap fuarında tanıştığım bir yazardan almış olmalıyım çünkü bu kitabın da çevirisini yapmış. Adıma imzalanmış kitaplara ayrı bir özen gösteriyorum. IQ Yayınlarından çıkmış olan bu kitabın da ilk sayfasında çevirmeni Nihat Altınok’un imzası vardı. O gün bana birkaç kitap birden vermişti. Diğerlerini okumuştum ama bunu her nasılsa atlamış olmalıyım.

Grigory Spiridonovic Petrov kimdir sorusunun yanıtını ararken çeşitli kaynaklarda ilk mesleğinin papazlık olduğunu, kiliseden kovulduğunu ve ardından gazetecilik ve yazarlık yaptığını öğrendim. Edebiyatla ya da gazetecilikle ilgili herhangi bir altyapısı olduğuna dair ibarelere rastlamadım. En iyi olasılıkla papazlık eğitimi almış olabileceğini tahmin ediyorum. Kitap satan sitelerde toplam üç kitabı teşhir edilmiş ne ki ikisi arasında isim benzerliği var. Bu bakımdan aynı kitabın farklı bir isimle yapılmış çevirisi olabilir. Durum böyleyken dilimize çevrilmiş kitap sayısı ikiye düşüyor ki bunca okunan, bunca övülen bir yazarın çevrilmeyi bekleyen başka kitapları da olabilir.

Grigory Petrov 1866 yılında Rusya’da doğmuş ve 1925’te Bulgaristan’da (başka bir kaynağa göre Fransa’da) ölmüş. Geçmişiyle ilgili öğrendiklerim arasında en çok dikkatimi çeken, papazlık yaparken kiliseden, hatiplik, yazarlık ve gazetecilik yaparken Rusya’dan kovulmuş. Aslında Ekim Devrimi gerçekleştikten sonra kaçmak zorunda kalmış ama daha şiirsel bulduğumdan kovulmuş demek istedim.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı kitabında kendini halkın yanında gördüğüne dair bir izlenim edindim. Buna karşın Ekim Devriminden sonra el üstünde tutulmak yerine kaçmak zorunda kalması bir hayli düşündürücü. Herhangi bir kaynak verilmemiş ama bu kitabın askeri okulların müfredatına alınması için bizzat Atatürk’ün emri olduğundan bahsediliyor ki bu da beni ayrıca düşündürdü çünkü gerek edebiyattan gerekse bilimsellikten oldukça uzak (bu iddiamın açıklamasını birazdan yapacağım), siyasi arenaya ise hemen hiç dokunmayan bir dil kullanılmış. Birtakım soyluları, halkın naçiz durumuna karşı ilgisizlikle suçlayıp ayıplamış ama bunun dışında ne sisteme ne de genel olarak herhangi bir ‘dişe’ dokunmamış. 

Kitap genel olarak birtakım anlatıların aktarımından ibaret. Ne ki yazar bu aktarımları yaparken zahmet edip kaynak araştırmamış. Örneğin bir bölümünde “Robinson Crusoe’den söz ediliyor ve ortada çok ciddi bir iddia var: Robinson’un yaşam öyküsü küçük çocuklar için bir masala çevrilmiştir. Oysa o, yücelmek isteyen bir ulus için bilgelik bir ders kitabıdır. Robinson Crusoe dünyanın en büyük kahramanıdır. Tüm yiğitlerin yiğididir. Romulus’tan, Sezar’dan, Napolyon’dan daha büyüktür. O kültürel çalışma sahasında bir kahramandır. Robinson Crusoe İngiltere’nin ve Kuzey Amerika’nın gücünün ve şanının anlaşılmasında bir anahtardır. 

Robinson dünya sevincinin bir Peygamberi ve havarisidir. Leopardi, Schopenhauer ve Hartmann’dan yüz kere daha büyük bir bilgedir. O, daha güzel bir yaşam mücadelesinde, insanlığın zaferini vazetmiştir.”

Bu bölüm böyle devam ediyor. Ne ilerleyen satırlarda ne de sonunda bu yere göğe sığdırılamayan Robinson Crusoe’nin gerçek kişi değil, bir kurmaca roman karakteri olduğundan ve yazarının Daniel Defoe olduğundan söz etmemiştir. Aynı zamanda, Robinson Crusoe için kendi yaşam öyküsünü kaleme almış bir yazar denmesine göz yummuş ya da söz konusu kitabı hiç eline almadığı için doğru kabul etmiştir. 

Kitabın ilerleyen sayfalarında başka bir tuhaflık gözüme çarptı: bir köy hekimi anlatılmış. Öyle bir hekim ki köylerde sersefil durumdaki insanları tedavi ediyor, yüzbinlerce köylünün hayatını kurtarıyor ve notlarını derleyip bir kitap çıkarıyor. Bu kitap ülke çapında çok büyük ilgi görüyor ve hayatlarını düzelttiği insanlar ölümünde anıtını dikmeye karar veriyorlar. Ne ki bu denli ünlü bir doktor-yazarın, metnin hiçbir yerinde adı geçmiyor. Sarı çizmeli doktor ağa dese onu daha iyi tanımış olurduk. 

Bu satırları yazarken çok düşündüm. Böylesi olumsuz bir değerlendirme yazısını daha önce hiç kaleme almamıştım. Sonuçta ben bir eleştirmen değilim ama öyle sanıyorum ki arada sırada pekâlâ elimden böylesi de kaçabilir.

Zerrin Oktay

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: