Dolar 15,4792
Euro 16,1193
Altın 901,82
BİST 2.419,23
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 27°C
Az Bulutlu
Muğla
27°C
Az Bulutlu
Paz 27°C
Pts 28°C
Sal 26°C
Çar 23°C
FİLL TEMİZLİK

Nesrin Arıkan Yazdı :Haddimi aştım yine…

A+
A-
14.05.2022

Toplumlar veya insanlar önce psikolojik şiddetle uyuşturulur. Nükleer sızıntı gibi gözle görünmez olan bu şiddet bilincin uyanışına engel olmak içindir.

Bilinç, şiddeti yavaş yavaş içselleştirir, meşrulaştırır ve kanıksar.Nükleer sızıntı da böyledir. Etkilenmek için yanında yörende olmasına gerek yoktur. Soluduğun havaya karışması yeterlidir.Psikolojik şiddette nükleer sızıntı işlevini görür düşünce hücrelerinde. Önce ruh iklimini çökertir. Moral değerlerini düşürür. Yavaş yavaş karamsarlığı, edilgenliği, çaresizliği sızdırır insanların günlük yaşamlarına. Şiddetin bu görünmez ilk ayağı ile ruh iklimi bozulan insanın biriken öfkesi, özentisi, umudu, hıncı, egosu yönetilir. Adına da kültür denir. Sonrasında da görünür şiddete kimlik belirlenir. Artık moral değerini yülseltmek için ötekinin moralinin bozulması yeterlidir. Kadın erkeğe, erkek kadına, ya da hemcinslerine binbir şiddet yöntemleri geliştirir. O inanç ötekine, o ırk diğerine aynı hınç ile yönelir. Şiddet olağan bir varoluş biçimi olmuştur. Daha büyük şiddetler savaşlar istenir, talep eder hale getirilir kişiler, toplumlar böylelikle. Bu durum insanlarda ki tramvayı daha da derinleştirir. Tıpkı radyoaktif sızıntının bedeni çökerttiği gibi insan ruhunda travma yaratan psikolojik şiddet de insanın çöküşünün ve çürümesinin etkenidir. Bu şiddete bir de kültür denir.
Radyoaktif sızıntı renksiz, kokusuz, kütlesiz olduğundan sızdığında fark edilmez. İnsan bedeni acı içinde kaldığında ancak farkına varılır. Farkına varıldığında ise çok geçtir. Hücre ölümü başlamıştır. Psikolojik ve fiziksel şiddetin ise rengi, cinsiyeti, milliyeti vardır. Üstelik makbuldur toplumsal bir kabul görür. Göstere göstere yapılır, onay verilir. Şiddeti kabul etmek ruh ölümünün sebebidir. 

İnsanların birbirine ve bazı insanların her tür canlıya hatta arada cansıza da açtığı savaş, uyguladığı şiddet doğası gereği yok ediciliği hedeflemiştir. Bu yok edicilikle kişilerin toplumsal zemini kaydırılır, güven yerine korku, sevgi yerine nefret, adalet yerine güçlünün hukuku toplumsal bir kabule dönüştürülür. Yokedicilik varoluşu hedef alır. İnsanın özünü. Öz çürüdükçe varoluş yerine teslimiyete teslim olur insan. Teslimiyetçi kitlelerin pasifizmi ile de üst yapı çökmeye başlar. Aile, çalışma düzeni ve toplumsal hayat parçalanır. Daha da görünür olan şiddet, cinayet, katliam, işkence ile insana zerk edilen korku uyuşmayı ve yabancılaşmayı gittikçe derinleştirir. Şiddetin sürekliliği esastır insanın yabancılaşması istenirse. Şiddet hergün ve yıllardır süregelirken, üstüne daha da kötüye gitme iklimi beslenirken, insanın kendisine neler olduğunu anlayacak fırsatı dahi olamaz. Korku ve güvensizlik umutsuzluğu ve çaresizliği besledikçe bir lokma bir hırka kültürüne razılık ruhunun tek avuntusudur artık.

Acının hafızasının tazeliği ve uygulanmayan adaleti ile tüm geçmiş acılar, tüm ölümler, tüm yaslar ister özel ister toplumsal olsun diplerden, derinlerden yukarı yükselmeye başladığında insanın çaresizliği daha da büyür. Adalete, güvene, iyiliğe yönelik sadece umut eden olarak kalan insan, şiddetin ağır tahribatı ile ölen hücreleri yüzünden, bugünü için acıma dileyen, hayatta kalmayı tek amaç edinen bir acize dönüşür. Bilinçsizliği ile derinleşen bencilliği yüzünden ötekine istemediği adaleti artık kendisi için bile isteyemeyen bir pasifizme teslim olur. Belirsizlik, korku ve aptallık günlük rutin hayatı olur. Psikolojik şiddetle ölen beyin hücrelerinin, fiziksel şiddeti besleyen olduğunun ayırdımına varamayacak durumdadır üstelik. Bedensel ve zihinsel dezenformasyonu kabul eden de değildir. Kibir, sığındığı cehennemidir. Tanrıları kazansın putları güçlü olsun diyedir tüm varoluşu da hâlâ acizliği ile yüzleşen de değildir.
İnsan, kendisinin inkârı, tanrılarının da enkazı olduğunu kabul etmediği sürece kurtaramaz yokoluşunu. Varolamaz kendisinde aşk ile…
#nesrince

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: