Dolar 16,8853
Euro 17,8334
Altın 992,10
BİST 2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 32°C
Açık
Muğla
32°C
Açık
Pts 32°C
Sal 32°C
Çar 32°C
Per 34°C
FİLL TEMİZLİK

Dinlerde demokrasi yoktur, eşitlik yoktur.

A+
A-
30.05.2022

Ast üst vardır. Efendi köle vardır. Emir yasak, itaat biat vardır. Dinler gücünü cinsiyetcilikten alır.

İnsanı cinsler üzerinden ikiye ayırır, erkeği kayırır. Dinlere göre kadın köle, cariye, pratiken erkeğin ihtiyacını gideren metadır. 

Yaşam alanını erkeğin belirlediği dişidir, kişi sayılmaz. Efendisinin sözüne, kuralına, keyfine tabidir. Kendi kararlarını, kendi isteklerini hayata geçiremez. Öğretilmiş kadınlık gönüllü kölelik olur zamanla. Korkularından zincirlenir kadınlar. Efendisinin çizdiği sınırları aşan kadın, düşük kadın sayılır. Düşmemek için kutsar efendilerini. Kraldan çok kralcılığı da bundan. 

Erkeğin zevk ve itibar olgusunun aracıdır kadın. Erkek sapkınlığı için düşürdüğü kadınları kullanır, itibarı için de kutsadığı kadınları. Namus yalnız kadına giydirilen deli gömleğidir. Erkek namussuzluğunun önü açılmıştır dinlerde. Erkek yeryüzü tanrıcılığı için kadını kendine köle etmiş, bunu dinler üzerinden kolayca dizayn etmiştir. Güç erkinin merkezine erkeği koyarak cinsiyet eşitsizliği üzerine varolmuştur. Kadın bilincini baskılayarak yaşamın kurallarını oluşturmuştur.

Kadınların kişiliği ve dişiliği arasında seçim hakkı yoktur dinlerde. Kişiliğini tanımaz, tanıyamaz bile. 

Ben öncelikle bir insanım, bir kişiyim. Dişiliğim bana ait, ben kimsenin kulu kölesi, eşyası emaneti değilim dediğiniz anda dinlerden çıkarsınız. Hristiyanlık musevilik islamiyet farketmez. Kadın kişiyim dediği anda bu üç dinde de inkâra düşer.

Dinlerin etkisi işte budur. 

Erk zihniyeti yaşatan, eşitliği bozan olması, en temelden kadını ikincil kılarak güce tapıcılığı içselleştirmesi neden dinlerin sömürü için en iyi argüman olduğunun açıklamasıdır.  Şikayet ettiğimiz kapitalizm emperyalizm faşizm dediğimiz bu dünya sistemi, bu erk erkil zihniyetten alır gücünü. Cinsiyetcilik pekiştirilir dinlerle. Çünkü sömürü düzeni temeli cinsiyetciliktir. Cinsiyetcilik ile bilinç, beden algısına hapsedilir.

Erkeği ve dişiyi aşamadıkça insan, birey bilinci ve kişilik ahlâkı oluşamaz.

Ete indirger böylece insan kendini.

Tanrısız efendisiz olamaz köle bilinci.

Kul mantığı varoluşu olur, asla sorgulayamaz. Etinden sütünden kılından yararlanılır, emeği canı ucuzlatılır, sömürülür de anlayamaz.

Feda ederler tanrılarına, kutsallarına kendilerini. 

Sorgulama yasaktır dinlerde.

Felsefe sevilmez egemenlerce. Kişilikli olması istenmez insanın. Felsefe olmadan insan özgür bir bilince gelemez çünkü. 

İnsanı, birey olarak henüz kişiliğini oluşturmadan, kendisine olan inancını ve güvenini kazanmadan, her hangi bir dine, her hangi bir ideolojiye, her hangi bir fikre inandırırsanız insana sahip olmuş olursunuz.

İlk orta lise eğitim süreçleri çok önemlidir işte. 

İnandığı her hangi bir şey ile varolur insan, sorgulamadan inanmış her insan,

ya itaat eder, ya biat eder güce.

İnanmak deyince salt dinler de anlamayın. İnsanın inanma biçimidir sorun.

Ateizmi bile din yaparak dincileşebilinir.

Egosunu tanrı efendi yapmak sorunumuz.

Köle ruhlarınımız tanıyamamak sonucumuz. 

İnsanın kendisine uyanışı ve bilinci yoksa, cinsiyeti de aşamamışsa putlaştırır inandığı şeyleri. Dişiliği, erkekliği aşamayan bu toplumun kişilik sorunları altında ki sebebler nedir? İnandırıldığı, inandığı şeyler değil midir?

Kendine yabancılığı ile semiren egoların ben ben narsizminin kibri altında yatan esas nedir?

İnanma biçimi büyük sorun. Kişinin kendisine inancı gelişmedikçe kişilikler sorunlu haliyle. 

Kişiliksizlik derin oldukça, inandığı şeyleri kişilik yaparlar ve asla sorgulayamazlar. İnandığını sorgulamak kendisini sorgulamak olacaktır çünkü. Sistemlerin başarısı da budur.

İnsanı bir şeye inandırırlar, inandığını kişiliği yaptırırlar. İnsan kendine yabancılaşarak edilgenleşir. Algısı kolayca yönetilen olur böylece. 

Sabah andlar içerek, akşam ayıp günah denilerek şartlanan kafalar, şişt sus bakayım kızlar konuşmaz, göster olm pipini denilerek belletilenlerle şekillendik. Aldığı şekli sorgulaması da yasak. Korkudan sorgulayamadıkça zamanla putlaşır, putlarına tapınır. 

Biz atadan böyle gördük diyerek, ana baba kutsaması, ata soy güzellemesi, ırk cins tapması, inanç diye kendinden giderek, insanın kendine inkar olması. Al sana kapitalizm al sana faşizm. Bilinç diye oluşturduğu sistemin ta kendisidir artık. Tanrıları, kutsalları, inandıkları yani kendisini tanımladığı her şey de görünmez kölelik zincirleri oluverir.

Pavlov yöntemi. Çal zili yönet algıyı.

Ez cümle “sorgulanmamış hayat yaşamaya değer değildir” diyen Sokrates’e ilaveten kendisini sorgulamayan canlı insan değildir diyorum bende. Aşk ile… 

Nesrin Arıkan 

#nesrince

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: